Doping Hafıza Online Eğitim

Romanda Anlatım Biçimleri Ve Teknikleri

Edebî metinlerde ne anlatıldığından çok nasıl anlatıldığı önemlidir. Yazarın nasıl anlattığını, yani üslubunu oluşturan unsurlardan biri de anlatım teknikleridir. Anlatım teknikleri, yazarın olayı, öyküyü anlatırken anlatımı güçlendirmek, anlatılanı daha etkili bir şekilde aktarmak için seçtiği ve kullandığı yöntemlerdir. Yazarın ya da eserin amacına uygun olarak seçilen anlatım teknikleri edebî eseri oluşturan olay , kişiler, zaman , mekan gibi unsurların bir arada ve etkili şekilde okura sunulmasını sağlar. Anlatım teknikleri geçmişten bugüne ortaya çıkan gelişmelerde birlikte giderek çeşitlenmiştir. Günümüzde roman, geçmişe göre daha karmaşık bir yapıdadır. Romanın böyle bir hal almasında anlatım tekniklerinin de payı vardır. Bu roman başarılı, güçlü olması, bir anlamda anlatım tekniklerinin yerli yerinde kullanılmasına bağlıdır.

1. Öyküleme ( Anlatma , Öyküleyici Anlatım, Tahliye )

Anlatıcının bir takım olayları ve bu olaylar çevresindeki insanları, belli bir mekan ve zaman çerçevesinde okuyucuya nakledilmesidir. Amaç okuyucuyu bir olay için de yaşatmaktır. Öyküleme tekniğinde okurla metin arasında bir anlatıcı söz konusudur. Anlatıcının ağırlığı hissedilir; çünkü anlatıcı, hikayeyi sunuşuyla, sunuş sırasında yaptığı açıklama ve yorumlarıyla okuyucunun dikkatini metine değil, kendi üzerine çeker. Bu tekniğin kullanıldığı yerlerde okur, metinle kendi arasındaki anlatıcının bakış açısıyla, onun sunumu ve tercihleriyle sınırlı kalır ve olaya belli bir mesafe den bakmak zorundadır. Romanda, anlatmadan (tahkiye) vazgeçmek mümkün değildir. Çünkü roman, estetik hale getirilmiş bir içeriği (olaylar dizisini) öyküleyerek, yani bir yaşantıyı anlatarak yerine getirir. Öyküleyici anlatımda mutlaka bir olay yaşantıyı anlatarak yerine getirir . Öyküleyici anlatımda mutlaka bir olay akışı vardır. Bu anlatım tekniği temel anlatım yöntemlerinin en eskisidir.

Örnek: İki saat kadar sonra Kuyucak’a geldiler. Çamurlu sokaklarda hiç kimseler yoktu; yalnız çıplak ayaklı küçük bir kız çocuğu elinde bir değnek ile mütemadiyen bağıran ve çamurlu kanatlarını telaşla çarparak koşan birkaç kazı kovalıyor, onları bir bahçe çitinin alt tarafındaki ufak delikten içeri sokmak istiyordu. (Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf)

2. Betimleme ( Tasvir ):

Olayların geçtiği iç ve dış mekanlarla bu olayları yaşayan kişilerin görüntülerini ayrıntılı olarak anlatmaya, sergilemeye betimleme denir. Romanda betimleme bir anlamda tiyatrodaki dekorun işlevini görür. Bir başka deyişle, piyeste gözlerle izlenen dekoratif yapıya romanda bir aracının onu anlatması aracılığıyla ulaşılır. Betimlemede amaç okurun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanmasını sağlamak böylelikle okurda gerçekçilik duygusu uyandırmaktır. Aynı zamanda betimlemede asıl olan görselliktir. Bu nedenle gözle algılanan renk ve biçim ayrıntılarına büyük yer verilir. Betimlemelerde yazar, nesnel olabileceği gibi gözlemlerine duygularını, yorumlarını katabilir; düşsel ögelerden de yararlanabilir.

Romanlarda;
a. Olayın geçtiği açık mekânlar ( çiftlik, sokak ve çarşı … ), kapalı alanlar ( mahkeme salonu, ev ve oda) betimlenir.
b. Olay kişileri betimlenir. Kişilerin dış görünüşünün anlatıldığı betimlemelere fiziksel ( simgesel ) betimleme, kişilerin iç dünyasının anlatıldığı betimlemelere tahlil ( ruhsal portre ) denir. “İç monolog” ve “şuur akışı ” vb. teknikler ortaya çıkarılıncaya kadar, romanlarda insanların duygu ve düşünceleri tahlilden yararlanılarak anlatılmıştır.

Örnek:

Bu ağaç, minare ve kiremit kümesinin etrafını ayva ve diğer meyve ağaçlarından ve ova tarafında bağlardan ibaret açık yeşil bir çember sarıyor; onun etrafında da siyah yapraklı zeytinlerin daima kıpırdayan halısı göz alabildiğine uzanıyordu.
Sebahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf

3. Gösterme Tekniği:

Tiyatro türünden yararlanılarak geliştirilen gösterme tekniğinde olaylar, bir anlatıcı tarafından anlatılmaz, her şey doğrudan doğruya okuyucuya sunulur. Değişik bir söyleyişle, bu teknikte anlatıcı okuyucu ile eser arasına girmemeyi hedefler. En azından böyle bir izlenim bırakmaya çalışır. Bu anlatımda metne kahraman bakış açılı anlatıcı egemendir. Anlatılanlar görülmeyen yaşantıyı hedeflediği için gösterme yöntemi büyük ölçüde psikolojik bir temel üzerinde oluşur. Öykülemede roman kişilerinin iç dünyalarını doğrudan vermeyi amaçlayan; iç konuşma, bilinç akışı, geriye dönüş, diyalog tekniklerini kapsayan bir tekniktir.

a. İç konuşma Tekniği (iç monolog)

Modern tahkiyeli eserlerde görülen ve insanın iç dünyasını okuyucuya aracısız aktarmayı hedefleyen bir tekniktir. Bu teknikte anlatıcı aradan çekilerek aktarma görevini bırakır; okura roman kişisinin zihnini bir sinema gibi seyrettirir. Kahraman zihninden geçen düşünceleri, hatıraları çağrışımları kendi kendine konuşuyor gibi anlatır. Adeta sessiz bir konuşmadır. İç konuşmada gramer kurallarına uyulur. Düşünceler arasında mantıksal bir bağ vardır. Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.

Örnek: “ Kaç yaşımda olduğumu ve arkamda bıraktığım geçmişi unuttuğum gün, kim bilir, ne kadar rahat edeceğim! Lakin bu hale vardığım vakit de, gene bu engin ve kurak ovaların korkunç genişliğini hissetmekten kurtulamayacağım. Bu his her an yüreğimi burkuyor, başımı döndürüyor ve idaremi hurdahaş ediyor.” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban)

Örnek: “ Kendimden iğreniyorum. Niçin böyleyim? Böyle olmamak elimde mi? Samim… Samim… Gelmeyecek. Bir daha buluşmak istemez benimle. İstemez mi? Benim nem o? Niçin vardı hayatımda o? şimdi bir dağ gözümün önüne geliyor. Samim… Şimdi çok iyi hisseder gibi oluyorum. O benim yükselişim…”. (Peyami Safa, Yalnızız)

Romanda Anlatım Biçimleri Ve Teknikleri

b. Bilinç Akışı Tekniği:

Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır. Bu teknikle yazar; kahramanın, hayatı, nesneleri, etrafında gördüğü şeyleri nasıl algıladığını, bir bilinç yansıması eşliğinde aktarır. Derin, soyut ifadelerden meydana gelir. Bu teknikte roman kişilerinin duygu ve düşünceleri arasında herhangi bir mantık bağı yoktur. Gramer kurallarına uyma endişesi yoktur. Konuşmalar düzensiz bir şekilde ve çağrışım ilkesine paralel olarak doğrudan doğruya okuyucuya aktarılır. Amaç okuru kahramanın iç dünyası ile baş başa bırakmaktır.

UYARI: İç konuşma ve bilinç akışı tekniği neredeyse aynıymış gibi görünür, ancak iç konuşma gramer bakımından düzgün, sentaks kurallarına uygun cümlelerle yapılan sessiz bir konuşmadır ve düşünceler arasında mantıksal bir bağ vardır. Bilinç akışında ise karakterin zihninden akıp giden düşüncelerde mantıksal bir bağ yoktur. Daha çok çağrışım ilkesine göre akarlar. Ayrıca gramer kuralları da gözetilemez.

Örnek: “ Birden, bu siyah gecenin karşısında aklına bir başka gecenin hatırası geldi. Ta hayal hayatının başlangıcında, ümitlerin parlaklığı zamanında Tepebaşı Bahçesi’ nde Haliç’ e bakarak seyrettiği Mai gece ile o börön- ı elması ( elmas yağmuruna ) tahattur etti ( hatırladı ). Gözlerinin önünde o mai gece ile bu siyah gece karşılaştı: Mai ve Siyah.” (Halit Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah)

c. Geriye Dönüş Tekniği :

Kahraman olmayan anlatıcı tarafından ilâhi bakış açısıyla ya da kahraman bir diyalog aracılığıyla kendi geçmişini kendi bakış açısıyla aktarmaktadır. Romanın iç zamanını kronolojik akışı sırasında, yaşanmakta olan olayın tanıtılması ve nedenselliğinin ortaya konulması amacıyla geçmişin görünen yaşantıya dahil olan kesitleri bir bütün olarak sunulur. Eserde sıkça kullanılan bir tekniktir.

d. Diyalog:

İki yada daha fazla kişi arasında gerçekleşen konuşma anlamına gelen diyalog, okurun kurmaca kişilerle karşı karşıya kalması ve olaya katılımı bakımından önemlidir. Ayrıca diyalog tekniğinde anlatıcı aradan çekildiği için okur, öykü yada roman kahramanlarını kendi ağzından tanır.

– Sen mi gidecen?
– Bende gidecem.
Beklemiyordu bunu, hiç beklemiyordu. Ne derse der , ne türlü davranırsa davranır ama Ali ondan ayrılmaz sanırdı.
– Gidecen ha?
– Ya duracam. 

e. İç Çözümleme:

Anlatıcı yazarın araya girerek kahramanın duygularını düşüncelerini okura aktarmasıdır. Psikolojik derinliği olan romanlarda özellikle daha fazla yer bulan iç çözümlemede anlatıcının görevi, kahramanın durumunu , inandırıcı şekilde aktarabilmektedir.

Örnek: Mümtaz, kendi kendisiyle konuşmayı severdi. Ve hayat dediğimiz çok ayrı şey…… – sonra zihni tekrar küçük yeğenin sade eve döndüğü için sevdiğini düşünmek hoşuna gitmiyordu. Hayır; ona doğduğu günden beri bağlıydı. Hatta doğuşunun şartları düşünülürse ona karşı minnettarlardı da. Pek az çocuk bu kadar zamanda bir eve teselli ve sevinç getirebilirdi. (Ahmet Hamdi Tanpınar , Huzur)

UYARI: İç Çözümleme tekniği, iç konuşma tekniğine çok benzemektedir. Aralarındaki tek fark iç konuşma tekniğinde kahraman zihninden geçen düşüncelere hatıraları, çağrışımları kendi kendine konuşuyor gibi anlatırken iç çözümleme tekniğinde kahramanların duygu ve düşüncelerini okura anlatıcı tarafından aktarılmaktadır.

f. Özetleme Tekniği:

Yazarın anlatacaklarının içinden yarayanları ve okura vermek istediklerini seçerek aktarmasına özetleme tekniği denir. Hafta , ay ve yıl ölçeğindeki bir zamana sığan öykünün özetlenerek geçilmesi esasına dayanır. Roman en uzun alıntı türü olmasına rağmen, hayatın hayatın tüm kesitlerini okura sunması imkansızdır. Özetleme tekniği bu noktada yazarın işini kolaylaştırır. Bu teknik anlatımı gereksiz ayrıntılardan kurtarır.

Örnek : “Zaman kendi akışında sürüp gidiyordu. Kalhozda işler bir düzene girmiş , Hayat şartları kolaylaşmıştı. Artık savaşı da az anıyorduk . Onun yüreğimize açtığı derin yaralar kapanmaya başlamıştı “.

g. Pastiş Tekniği :

Sözlük anlamı bir sanatçının eserlerini taklit yoluyla yazılan eser anlamına gelen pastiş zamanla olumsuz anlamından sıyrılarak postmodernist romanda ; biyografi, otobiyografi, bilimsel metin, vb. Söylem alanlarında ya da destan , masal, halk hikayesi söylence gibi türlere özgü üslup ögelerini , söyleyiş tarzlarını metinin temel üslubu olarak kullanmaya pastiş denir.

UYARI: Pastişle üslüp taklit edilir, metnin konusu bu ilişkinin dışındadır.

Örnek: “ Ulema, cûhela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işaret ve erbab-ı livata, rivayet ve ilan , hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kainattan 7079, İsa Mesih’ten 1861 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra adına Kostantiye derler tarrakası meşhur bir kent vardı “. (İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası)

 

NOT: Türk halk hikayelerin girişlerinde tıpkı masallarda olduğu gibi kalıplaşmış hikayeler (Râviyân-ı ahbâr, nâkilân-ı âsâr, muhaddisân-ı ruzigâr şöyle rivayet eder ki) kullanılır. İhsan Oktay Anar , Puslu Kıtalar Atlası adlı romanına örnekteki gibi başlamış ve roman boyunca bu üslübu sürdürmüştür.

Romanda Anlatım Biçimleri Ve Teknikleri

h. Parodi Tekniği:

Belli bir metnin konusunu örnek alarak yeni bir metin yaratmaktadır.

Örnek: Umberto Eco’nun “Gülün Adı” adlı romanında meçhul bir katıl esrarengiz bir şekilde aydınlanma hareketine katılan din adamlarını öldürmeye başlar. Katilin cinayetleri işleme nedeni aydınlanma hareketinin var olan düzeni bozacağından korkmasıdır.

Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” adlı romanında meçhul bir katil esrarengiz bir şekilde 16. Yüzyıldaki nakkaşları öldürmeye başlar. Bu romandaki katilin nedeni ise nakkaşların modern resimden etkilenmeleridir.

NOT: Umberto Eco’nun “Gülün Adı “ ile Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı “ romanları arasındaki paralelliklerin olması (yenilik taraftarlarıyla muhafazakârlar çekişme ,cinayetlere yaklaşma ve onları çözme tarzları vb.) Orhan Pamuk’un Umberto Eco’nun romanının konusu örnek alarak yeni bir metin yarattığını göstermektedir.

ı. İroni Tekniği:

Kendinden önce yazılmış bir kurmaca metnin biçim ve rigüratif özelliklerini, kurgu ve tekniklerini alaya almak yada okuyucuyu eğlendirmek amacıyla deforme edilmesine ironi denir.

Örnek: “ Sürrealist Süreyya bir İstanbullu Avrupa Yakası (Doğumu Süleymaniye Hastanesi 19 Mayıs), … Vakit gençliğinin sabahı idi. … İşin doğrusu bu acaip bir eserdir ve erbâbı ona çok itibâr ederler. Manadan anlayan biri “Kara Kitap”ı mübalâğa ile medhedince,kabul ve tekrar ettiler. (Süreyya Evren, Postmodern Bir Kız Sevdim)

NOT:

Süreyya Evren bu romanında Orhan Pamuk’u Kara Kitap adlı romanını örneklemiştir. Kara Kitap ‘ta roman kahramanı Galip kaybolan eşi Rüyayı arar. Roma’da sevgi / aşk yükseltilir. Post Modern Bir Kız Sevdim romanında ise yazar sıradanlaştırılmış ilişkiler anlatarak aşkın tutkunun yüceliğini alaya almıştır.

Romanda Anlatım Biçimleri Ve Teknikleri