Doping Hafıza Online Eğitim

 DİNİ – TASAVVUFİ HALK ŞİİRİ (TEKKE EDEBİYATI)

 

Halk Şiiri Özellikleri incelenirken içerik, biçim ve oluşturma şekillerine bakılır. Buna göre üç bölüme ayrılır:

A) Anonim Halk Şiiri
B) Dini-tasavvufi Halk Şiiri
C) Aşık Tarzı Halk Şiiri

Dini Tasavvufi Halk Şiiri 

  • Bu tarz şiirlerde dini konularla birlikte tasavvufi konular da ele alınmıştır. Dini – tasavvufi halk şiirini anlayabilmek için önce tasavvufun ne olduğunu bilmemiz gerek.
  • Tasavvuf : Müslüman toplumlarda derin izler bırakmış İslamiyet’in doğuşundan kısa bir süre ortaya çıkmış, tarikatlar ve tekkeler aracılığıyla Müslümanlar arasında yayılmış bir düşünce ve yaşam biçimidir.
  • Tasavvufun amacı insanı aşk yoluyla Allah ‘a ulaştırmaktır. Allah’ın varlığını, evrenin ve insanın oluşumunu “vahdet-i vücut”anlayışıyla açıklar. Vahdet-i vücut anlayışına göre tek varlık Allah’tır. Evrendeki tüm varlıklar Allah’ın tecellisidir.
  • Allah’a en yakın varlık olan insan, ruh ve beden olmuştur. Beden “yokluk”; ruh “varlık ögesi”dir.İnsanın kendindeki yokluk ögesini aşarak Allah’a ulaşabilir. Mutlak varlığa ulaşılan bu mertebeye “Fena fillah” adı verilir. Bu mertebeye ulaşanlar artık “insan-ı kamil”dir ve “Enel-Hak”(ben hakkım) sırrına ermiştir. Sufilere göre dinin emir ve yasaklarından oluşan dış yüzü (şeriat), bir de asıl yüzü (hakikat) vardır.
  • “Tarikat “, şeriatten hakikate giden yol demektir. Bu yolda yürüyen kişiye, yani dervişe “mürit”;ana yol gösteren şeyhe ise “mürşit” adı verilir.
  • “Tekke”, tasavvuf öğreticisinin okulu sayılan mekandır. Tasavvuf düşüncesinin gelişmesi ve yaygınlaşmasında tekkelerin büyük rolü olmuştur.
  • Dini-tasavvufi halk edebiyatı 12.yüzyılda Ahmet Yesevi ile başlamıştır. Yeseviliğin 13. Yüzyılda Anadolu ‘ya girmesiyle tasavvuf inancı Anadolu’da da gelişmeye başlamıştır. Yunus Emre’yle birlikte kısa sürede yayılmıştır.

 

Dini Tasavvufi Halk Şiirinin Özellikleri

  1. Din ve tasavvufla ilgili kavram, duygu düşünceleri halka yaymak amacıyla bir tarikata bağlı şairler tarafından yazılan şiirlerdir.
  2. Din şairlerinin çoğu tarikatlardan yetişmiş dervişlerdir. Hoşgörü ve ilahi sevgiyi benimsemişlerdir.
  3. Şairler tasavvufi düşünceyi yaymak için şiir yazmışlardır.
  4. Tekke şairleri hem divan şiiri hem de halk şiiri nazım şekillerini kullanmışlardır.
  5. Bu şairler hece ve aruz ölçüsünü ; dörtlük ve beyit nazım birimini kullanmışlardır.
  6. Düşüncelerini halka yaymayı amaçladıkları için sade bir dille yazmaya çalışmışlardır. Fakat yer yer tasavvuf ve tarikat terimlerine Arapça ve Farsça kelimelere yer verdikleri için dilleri divan şiirleri kadar ağır olmasa da halk şiiri kadar da sade değildir.
  7. Tasavvuf inancını benimsetme, halkın eğitme amacı öne çıktığı için yazılan eserler genellikle didaktik niteliktedir.

 

Dini Tasavvufi Halk Şiiri Nazım Biçimleri

1-İLAHİ:

• Allah’ı övmek, O’na dua etmek, O‘na olan aşkı dile getirmek amacıyla söylenen şiirlerdir.
• Belli bir makamla söylenir.
• Divan şiirindeki “tevhit” ve “münacat” halk edebiyatındaki karşılığıdır.
• 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüsüyle söylenir.
• Nazım birimi olarak genellikle dörtlük kullanılır.
• Uyak düzeni, dörtlüklerle söylenenlerde koşma tipi; beyitler ve söylenenlerde gazel tipindedir.
• Tarikatlara göre değişik isimler almıştır. Mevleviler “ayin”, Bektaşiler “nefes”, Aleviler “deme”,
Yeseviler de “hikmet” adını vermişlerdir.

ÖRNEK

Acep şu yerde var mı ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı, gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam’ı
Yukarı elleri kamu
Çok istedim, bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Bendeler garip olmasın
Firkat oduna yanmasın
Hocam kimseler olmasın
Şöyle garip bencileyin…. Yunus Emre

 

2-NEFES:

• Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlerdir.
• Konu olarak genellikle “Vahdeti Vücut” inancı işlenmektedir.
• 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüsü ile söylendiği gibi, aruzla yazılmış nefesler de vardır. Dörtlük sayısı 3-
7’dir.(Daha fazla dörtlükten oluşan nefeslerde vardır.)

• Son dörtlükte şair adını veya mahlasını kullanır.
• Hz. Muhammed ve Hz. Ali için şiirlerde övgüler söylenir.
• Nefes, Bektaşi törenlerinde saz eşliğinde söylenir.
• Pir Sultan ve Kaygusuz Abdal en ünlü şairleridir.

ÖRNEK

Yol içinde yol ararsan
Yol Muhammed Ali’nindir
Yetmiş iki dil içinde
Dil Muhammed Ali’nindir
Hani bizden evvel gelen
Beş vakiti tamam kılan
On parmağı pınar olan
El Muhammed Ali’nindir
Sardı dağları ahımız
Gönülde yatar Şahımız
Bağışlansın günahımız
Hal Muhammed Ali’nindir
Seyrim düşmüştür bülbüle
Bülbül efgan eder güle

3-DEME:

• Alevi-Bektaşi dergahlarında makam ve sazla söylenen tasavvuf şiirlerine verilen isimdir.

 

4-DEVRİYE:

• Tasavvuf düşüncesindeki “devir” kuralını anlatan şiirlere denir.
• Devir kuralında evrenin ve insanın Allah’tan çıkıp yeniden Allah’a döndüğü açıklanır.
• Varlık gayb âleminden maddi aleme iner bu işin “nüzul” denir. Daha sonra manevi anlamda
derece derece yükselerek aslına (Allah’a) ulaşır. Buna “urûç” denir.

ÖRNEK

Cihan var olmadan ketm-i ademde
Hak ile birlikte yektaş idim ben
Yarattı bu mülkü çünkü o demde
Yaptım tasvirini nakkaş idim ben

Anasırdan bir libasa büründüm
Nar u bad ü ab ü haktan göründüm
Hayrü’l-beşer ile dünyaya geldim
Adem ile bir yaş idim ben

 

5-NUTUK:

• Tekkelerde tarikata yeni giren dervişlere yol göstermek ve tarikat adabını öğretmek amacıyla
pirlerin ve dervişlerin söyledikleri şiirlerdir.

• Daha çok Bektaşilerde görülür.
• Genellikle hece ölçüsüyle ve dörtlüklerle söylenir.
• Didaktik niteliktedir.

ÖRNEK

Ey özün insan bilen
Var edep öğren edep
Ey edep erkân bilen
Var edep öğren edep

Edeptir asl-ı taat
Küllî sıfat cümle zât
Varlığın edebe sat
Var edep öğren edep

Gel Hakk’a olma asi
Tâ gide gönlün pası
Dört kitabın manası
Var edep öğren edep

6-ŞATHİYE:

• Tekke edebiyatındaki mizahi nitelikteki şiirlerdir.
• Allah’a teklifsizce konuşur ve şakalaşır gibi yazılan şiirlerin, altında anlatılan derin bir “Allah
sevgisi” vardır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır.

• Şathiyelerin çoğu, kuralcı din anlayışına bağlı kişilerce hoş görülmemiş, küfür sayılmıştır.

◊ Bu türün en tanınmış ismi “Kaygusuz Abdal”dır.

ÖRNEK

Yeri göğü insü cinni yarattın
Sen ey mimar başı eyvancı mısın
Aynı günü çarhı burcu var ettin
Ey mekan sahibi rahşancı mısın

Denizleri yarattın sen kapaksız
Suları yürüttün elsiz ayaksız
Yerleri temelsiz göğü dayaksız
Durdurursun acap iskancı mısın

Kullanırsın kanatsızca rüzgarı
Kürekle mi yaptın sen bu dağları
Ne yapıp da öldürürsün sağları
Can verip alırsın sen cancı mısın